28 Aralık 2010 Salı

kendimi kontrol edemiyorum

şu anda içeride uyuyorsun bende akşamdan kalma çirkin suratımla çorba içmeye çabalıyorum.. bugün yapılacak bi ton bürokratik işlerim var ama benim canım bütün gün yatakta yatıp su içip sana bakıp kitap okumak istiyor.
Kafam seninle güzel

27 Aralık 2010 Pazartesi

Bugün az kalsın ilk kavgamızı etmekten döndük gibi.. Sen yılbaşı için 'şuraya gidicem' dediğinde gerçekten çok kırıldım, aslında ikinize de çok kırıldım. Çünkü bende zeynep'e gitmek istemiyorum, mecburcu gibiyim (annem sağolsun). Ama daha bir kaç günümüz var.. Zaten hayat yeterince zor bebeğim, toleranslı olmasak ikimizde bütün bir ömür saçımızı başımızı yolarız birbirimizin..
Birde bana 'suratın asık' dediğinde gerçekten kafamın içinden zilyon tane beter şey düşünüyorum, arada bir geliyor napabilirim bunun için henüz onu öğrenemedim





Belki hava şimdi ki kadar 'ılımlı' değildi ama içimiz her zaman ki gibi kaynamaktaydı..

26 Aralık 2010 Pazar

Sana dün akşam masal anlatırken uyuya kaldın. Eros ve Psike'nin hikayesini anlatıyordum. Eros aşk tanrısı, Psike ''ruh'' demek.. Neyse hikaye baya uzun, sonucunda aşk ve ruh birleşiyor, hiç bir zaman ayrılmıyorlar.
Aslında bu blogu açma fikrini uzun zamandır düşünüyorum (yaklaşık 2 aydır), sana süpriz yapacaktım ama senden hiç bir şeyi saklayamıyorum. Annem tepemde farmville oynayacağım diye tutturdu, ilk yazı zaten çok uzun olmamalı sevgilim...